İçeriğe geç

Ben Gelmeden Önce

Seni, çok geniş balkonların beyaza merakından,
Ve rahatlığından, sağlam prova edilmiş türkülerin,
Hatırlıyorum ve eksiliyor evlerin hatırlatan yerleri.
Şu bahçeden başlayarak daralıyor gezegen.
Ey, göklerin rahmeti anımsatan halleri;
Ben ve adını bildiğim herkes,
İşi gücü bırakıp, seni sevmeliydik.
Elinden büyürdü şefkat gülleri.
Sen yorulunca, hemen yetişirdi akşam.
Babalar, sarhoşluğun kızıl kenarlarında yorgun,
Tedirginliğin uçlarını oyalardı anneler,
Yeterince yaşlanmış herkeste bir sakinlik…
Bilmedik ki erken gidersin, sırtında göçün.
Bilmedik, bir kez çıkılınca merdivenden,
Başka yerden bile inmeler mümkün.
Dile gelmeyen sihri sözlerin,
Ve biz, seni sevme işinin cazibesini,
Göklere kaptırdık.

Bir şarkıya dönüyorum, şivem bile emanet.
Buraya dönüyorum belirli aralıklarla.
Senin yanından geçiyorum hem de görmeden
Sen çıkarken iniyorum uzun merdivenlerden.
“Yarın” deseler sana, gülüp geçerdin belki.
Çünkü, raflarda duran siyah, nasıl, sakin.
Nasıl annesine doğru, yani toprağa.
Nasıl bir uzaklığa ve yakınlığa,
Ve yıldızlar arası o geniş boşluğa,
Gerilmek için yırtınan ve yarılan,
Manası bu sakat kelimerin,
Bizim kitli kapımız bu,
Örtük camımız,
Yılanlarını ve örümceklerini savuşturup,
Temiz sandığımız,
Bu,
Mağaramız…

Sen, ikinci gelmiştin, birinci değil.
“Aynısından bir daha” sandılar ama başka.
İki kişiden biri değil, tek başına.
Biraz yorgun ve şunlarla idare etmiş
Diye mi acaba biz ve başkaları
Seni sevme işini önemsedik.
Ben ve herkes adını bildiğim, bilmediğim…
Seni, şehrin perileri sevdi muhtemelen,
Eski manastırda unutulmuş ruhları,
Menkıbeleri meşhur evliyaları…
Cinler, başında bekledi karanlıklarda.
Sana göz yumduğunda cahil komşular,
Onlar, gözünü açıp baktı sana.
Göğü sırtlanışı hakkında çatıların
Kulağına neler fısıldadılar acaba?

Kalmaya değer bir şey görmeyen
Sıradan gözlerin nasıl da haklı.
Bir harika varsa da isabet etmedi bize.
Düz duvarların hışımla yükselişine,
Çiçeksiz bereketine incir ağaçlarının,
Hayret edecek kimse yok.
Sular bile bizi idare ediyor.
Yokmuş gibi yapıyor cevap vermeyen vakit.
Ey göklerin rahmeti çağrıştıran halleri,
O sıradan gözlerin arkada kalmasın.
Gördüm ve tövbe ettim, kusurumu farkettim.
Gördüm, sıradan olanın mucizesini.
Şimdi, yağmurdan bile ince camların arkasından
Baktığım yerlere varmanın vakti gelecek.
Ben söylemeden gittin, çünkü bunu sana kim söyleyecek.

Kategori:Tüm Şiirler

Bu yazı yorumlara kapalı.